Astımda Yeni Tedaviler Nelerdir ?

ASTIMDA YENİ TEDAVİLER NELERDİR ?

Günümüzde alerjik astım özellikle şehirde yaşayan birçok insan için hayatı zorlaştıran ve giderek artan bir hastalıklar haline gelmiştir. Ülkeler içinde her geçen gün artan bir sağlık sorunu olmaya başlamıştır. Astımın her yaşta olduğu gibi yetişkinlerde de en büyük nedeni alerjiktir. Bu yüzde astım dediğimizde bazen % 80’lere varan şekilde alerjik astım aklımıza gelir. Astıma yol açan alerjenler dışında toz, boya, parfüm, deterjanlar gibi kimyasal maddeler de alerjik olmayan astıma yol açar.
Alerjik astım, bronşların alerjenler tarafından daralması sonucunda çoğu kez nöbetler halinde gelen nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı-hışıltılı solunum ile birlikte arka arkaya gelen öksürüğün eşlik ettiği bir havayolu hastalığıdır.
Alerjik astım özellikle gece sabaha karşı gelişen ve tekrarlayıcı özellik gösteren inatçı 3 haftadan uzun süren öksürük atakları, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı nefes darlığı atakları ile karakterizedir.
Alerjik astım belirtileri sorgulandıktan ve muayene edildikten sonra tetkiklere geçilir. Astım şikayeti olan hastalarda alerji testi yapılması gereklidir. Astımlı hastaların % 60 ile % 80 ‘ i alerjik astımdır bu yüzden alerji testleri önemlidir. Solunum fonksiyon testi, kan tetkikleri, akciğer filmleri gibi tetkiklerinden gerekli olanları yapılır.
Alerjik astım tedavisinde tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi ilk önce korunma ile başlar sonrasında ilaç tedavisi, alerji aşısı, tamamlayıcı tedavi ve eğitim ile alerjik astım önlenebilir veya tedavi edilebilir.

Alerjik Astım Tedavisinde İlaç Tedavisi nasıldır?

Astım tedavisinde ilaçlar önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle Alerjik astım tedavisinde rahatlatıcı ve iyileştirici tedavi olmak üzere iki türlü ilaç tedavisi vardır. Her iki tedavide astım tedavisi için gerekli olmakla birlikte alerjik rinit aşamasında yakalanan birçok hastanın alerji aşıları (immünoterapi) ile astım olmadan tedavi edilebileceği unutulmamalıdır.

-Alerjik Astım Tedavisinde Rahatlatıcı İlaç Tedavisi

Alerjik astımlı hastalarda en ciddi ve önemli şikayet olan nefes darlığı bir an önce tedavi edilmesi gerekir. Alerjik astım tedavisinde rahatlatıcı ilaç tedavisinde ilaçlar bronşlarda genişleme yaparak öksürük ve nefes darlığını ortadan kaldırır. Sadece öksürük, hırıltı ve nefes darlığı olduğu dönemlerde 1-2 hafta süreyle kullanılmaktadır. Tek başına kullanıldığında sadece şikayetleri ortadan kaldırabileceği astımda asıl tedavi gerektiren akciğer içinde oluşan hasarın tedavisinde etkisiz kaldığı unutulmamalıdır. Uzun süre tek başına kullandığında astım iyileşmesi üzerinde etkileri yoktur.

-Alerjik Astım Tedavisinde İyileştirici Tedavi

Alerjik astımın tedavisi için gerekli olan en önemli ilaçlar kontrol edici olan iyileştirici tedavilerdir. Kortizon içeren ve içermeyen ilaçlar vardır. Bu tedaviler akciğerlerdeki alerjik astım nedeniyle gelişen hasarı düzeltmek için kullanılmaktadır. İyileşmeyi sağlayan bu ilaçlar çoğu kez rahatlatıcı ilaçlarla birlikte ve astımın durumuna bağlı olarak uzun süreli kullanılır. Kortizon içeren sadece havayoluna uygulan astım ilaçlarını uygulanmak için çeşitli yardımcı cihazlara ihtiyac vardır. Nebül, turbuhaler, discus, inhaler, aerolizer gibi cihazlar yardımı ile havayoluna verilen astım ilaçları hastalar tarafından çoğu kez kortizon içerdiği için veya cihaz kullanımında zorluklar yaşandığı için kullanılmak istenmez. Halbuki bu ilaçlar aslında içerdikleri kortizon çok az miktardadır doğru kullanıldıklarında içerdikleri kortizon dozları hastaya zarar vermeyecek kadar az olduğu bilinmelidir. Kortizon içeren ilaçlar uygun verilirse hep korkulan kortizonun zararı olmayacaktır.

Alerjik Astım Tedavisinde Alerji Aşıları Önemli mi ?

Alerjik astım tedavisinde alerji aşısı çocuklarda olduğu gibi yetişkin hastalarda da etkili bir tedavidir. Aşı tedavisi (İmmünoterapi) alerjik hastalıkların doğal gidişini değiştiren tek tedavi yöntemidir. Bu nedenle İmmünoterapiye erken dönemde başlanılmalıdır. İmmünoterapi en son başvurulacak bir tedavi seçeneği olarak değil, hastalığın erken döneminde ilaç tedavisine ek olarak uygulanan bir tedavi seçeneği olmalıdır. Alerjik astımlı hastaların şikayetlerin oluşması engelleyebilir veya alerjik rinit aşamasında uygulandığında astım olması önlenebilir.

Astımda yeni tedavi seçenekleri nelerdir ?

Astım tedavisinde son yıllarda önemli değişiklikler olmaya başlamıştır. Kortizon içeren ilaçlarından sonra geliştirilen biyolojik ajanlar astım tedavisinde de gelecekte büyük umutların gelişmesine yol açmıştır.
Ülkemizde de kullanılan yeni jenerasyon ilaçlardan olan biyolojik ajanlar astıma yol açan hücrelerdeki reseptörlere veya IgE antikorlarına bağlanarak etki gösterirler.
Son birkaç yılda, FDA tarafından onaylanmış yeni ilaçlar var ve bu yeni biyolojik ilaçlar ciddi astım ve orta ya da şiddetli atopik dermatit tedavisi için kullanılmaktadır.
Omalizumab, mepolizumab, reslizumab, benralizumab ve dupilumab astım tedavisinde kullanılmak için onay almış olan biyolojik ilaçlardır. Ülkemizde sağlık bakanlığı tarafından sadece omalizumab onay almıştır. Diğer biyolojik ilaçlar ileride onay alabilirler.

Omalizumab içeren ilaç ülkemizde de astım tedavisinde yıllardır kullanılmaktadır. Astımlı hastaların tedavisinde yeni kullanılan ilaç olan omalizumab Anti IgE olarak da adlandırılmaktadır.
Astımlı hastaların büyük bir bölümünü oluşturan alerjik astımda diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi en önemli madde alerjenleri karşı oluşan IgE adını verdiğimiz antikorlardır. Dolaşımda yer alan IgE’ler alerji hücrelerin üzerine yerleşir ve sonrasında alerjen ile temas ettiğimizde nefes darlığı, hırıltı ve balgam gibi şikayetlere yol açan kimyasal maddelerin salınmasına yol açar. Omalizumab içinde yer alan ilaç dolaşımdaki IgE’ leri bağlayarak alerji hücresinin üzerine yapışmasını engeller ve bu şekilde alerji hücrelerinden kimyasal maddelerin salınması engellenmiş olur.
Omalizumab içeren anti IgE ilaçlar inhaler steroidlerle kontrol altına alınamayan ağır alerjik astımı olan, tedavisi zor olan yıl boyu bir alerjene (akar, küf, ev hayvanı) duyarlı hastalarda kullanılabilir. Zor ve tedavi ile kontrol altına alınamayan astımlı hastalarda tedavi ile şikayetlerin kontrol altına alındığı ayrıca rahatlatıcı ilaç kullanma gereksinimini, ve astım alevlenmelerin azaldığı gösterilmiştir. Tedavinin 16. haftasında hastanın klinik yanıtı semptomların, rahatlatıcı ilaç kullanımının ve alevlenmelerin azalmasına bakarak değerlendirilir. Son veriler uzun süreli tedavi sonrasında Anti IgE tedavi kesilmesine rağmen şikayetleri geri gelmediğini göstermektedir.

2014 yılında FDA, kontrol edilmesi zor kronik idiyopatik ürtiker tedavisi için de onayladı. Ülkemizde de yaklaşık 5 yıldır ürtiker tedavisinde de kullanılmaktadır.

Mepolizumab: 12 yaş ve üzerindeki şiddetli eosinofilik astım tedavisi için onaylanan bir anti-IL-5 ajanıdır. Her 4 haftada bir deri altı uygulanır. Akut bronkospazm veya astım atağının tedavisi için kullanılmamaktadır. Çeşitli hipereozinofilik hastalıkların (yani, atopik dermatit, Churg-Strauss sendromu, eozinofilik özofajit, nazal polipozis) tedavisi için değerlendirilmiş olmasına rağmen, diğer eozinofilik durumların tedavisi için onay almamıştır.
Bir zamanlar tek bir hastalık olarak düşünülen, astım şimdi birçok farklı özelliği olan farklı fenotipte ki solunum yolu hastalıklarının bir bütünü olarak kabul edilir; bu nedenle, astımın belirli bir alt tipinin saptanması astım tedavisi içinde önemlidir. Astım içinde yer alan eozinofilik astımda, eosinofillerin hakim olduğu bir doku hasarı oluşmaktadır. Bu eosinofillerin hakim olduğu astımın, IL-5, IL-13 ve IL-4 gibi spesifik interlökinlerin eşlik ettiği alerjik duyarlılık ve inflamasyona bağlı olarak oluştuğu düşünülmektedir. Özel astım fenotipi (yani, eozinofilik astım ) için yapılan bir tedavilere bakıldığında, inhale kortikosteroidlerin ve beta-2 agonistlerinin kullanılması önemlidir fakat steroid dirençli hastalar için, mepolizumab ve diğer biyolojik ajanlar ile tedavi giderek artan bir şekilde ön plana çıkmaktadır.
Mepolizumab, rekombinant DNA teknolojisi kullanılarak üretilen bir monoklonal antikordur. Bir IL-5 antagonisti (IgG4 kappa) olarak işlev görür. Eosinofilik astımda önemli bir mediatör olan IL-5 işlevini ortadan kaldırarak alerjik inflamasyonun oluşmasını engeller.
Mepolizumab çeşitli eozinofilik hastalıkların tedavisi, için kullanılabilir. Mepolizumab kullanıldığında kandaki eozinofil hücrelerinin dramatik ve sürekli bir şekilde azaldığı, eozinofil aktivasyonunun azaldığı ve dolaşımdaki IL-5 seviyelerinin arttığı görülmüştür.
IL-5, eozinofilik astımda önemli bir rol oynayan eozinofillerin büyümesinde, farklılaşmasında, işlev görmesinde, aktivasyonunda ve hayatta kalmasından en çok sorumlu olan sitokindir. Mepolizumab, eozinofillerin yüzeyinde eksprese edilen IL-5 reseptörünün alfa zincirine bağlanarak IL-5’in işlevini bloke eder. Bu şekilde eosinofillerin aktivasyonundan kaynaklanan iltihaplanmanın azaldığı düşünülmektedir.
Mepolizumab ile tedavi edilen eosinofilik astımlı hastalarda başarılı sonuçlar alınmaktadır ve şuanda kullanılmaya devam edilmektedir.

Reslizumab : 18 yaş ve üstü hastalarda ciddi eosinofilik astım tedavisi için onaylanmış bir diğer anti-IL-5 ajanıdır. Her 4 haftada bir intravenöz olarak uygulanır.
Reslizumab, intravenöz (IV) şekilde uygulanan, bir interlökin (IL) -5 antagonisti monoklonal antikorudur. 2016 yılında FDA tarafından onaylanan yeni bir immünomodülatör biyolojik ilaçtır.
Reslizumab, 18 yaş ve üzeri hastalardan eozinofilik fenotipteki şiddetli astımı olup kontrol altına alınamayanlar için endikedir. Reslizumab, diğer eosinofilik astımda kullanılan ilaç gibi akut bronkospazm veya astım atağı için kullanılmaz
Eozinofilik astım, hava yolunda eozinofillerin daha fazla bulunması ile ayrıca ve balgamda eosinofillerin saptanması ile karakterize olan astım hastalığının bir alt kategorisidir.
IL-5, eozinofillerin büyümesinde, farklılaşmasında, işlevlerini yapmasında, aktivasyonunda ve hayatta kalmasında önemli bir sitokindir. IL-5 reseptörleri eozinofil yüzeyine eksprese edilir. Reslizumab, eozinofillerin çoğalmasını engellemek için eozinofil yüzeyindeki IL-5 reseptörünün alfa zincirine bağlanır. Enflamasyonun ilerlemesini engelleyerek astımındaki hasarın önlenmesinde önemli bir katkıda bulunduğuna inanılmaktadır. Eozinofil üretimi ve hayatta kalmasının engellenmesi yoluyla astımın enflamatuar süreci teorik olarak azalır.

Benralizumab: 12 yaş ve üstü hastalarda şiddetli eosinofilik astım tedavisi için onaylanan bir anti-IL-5 alfa reseptör antikorudur. Her 4 haftada bir deri altından 3 doz, sonra her 8 haftada bir uygulanır. Benralizumab, hümanize bir IgG4 monoklonal antikorudur. 12 yaş ve üzeri ağır eozinofilik astımı olan kişiler için ek tedavi olarak kullanılması önerilmektedir. Eozinofiller ve bazofiller üzerinde eksprese edilen interlökin-5 reseptörüne bağlanır. Antikor bağlanması, hücre aracılı sitotoksisite yoluyla bu hücrelerin ortadan kalkmasına yol açar ve eozinofilik iltihabı azaltmayı amaçlar.
Mepolizumab, reslizumab ve benralizumab gibi biyoliojik ajanların astım ataklarını azalmasını sağladığı ve akciğer fonksiyonlarını düzelttiği ve zayıf kontrol altında olan eosinofilik astımlı hastalarında kronik kortikosteroid kullanımına bağımlılığı azalttı görülmüştür. Gelecek kullanılmaya başlayacak olan bu ilaçlarında bazı yan etkileri olduğu muhakkak fakat etki ve yan etkileri kontrol edilerek uygun hastalara uygulandığın başarılı sonuçlar elde edildiği görülmektedir.

Dupilumab, 18 yaş ve üstü hastalarda orta veya şiddetli atopik dermatit tedavisi için onaylanmış ve son zamanlarda 12 yaş ve üstü hastalarda şiddetli eosinofilik astım tedavisi için onay almış bir anti-IL-4 alfa reseptör antikorudur. Her 2 haftada bir deri altı uygulanır.
Dupilumab, monoterapi veya birlikte topikal kortikosteroid kullanımıyla birlikte, Orta-şiddetli Atopik dermatitten muzdarip hastalarda klinik sonuçları yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirebildiğini göstermektedir.
Eosinofillik fenotipteki astımda kullanılmakla birlikte orta veya şiddetli astımı olan eosinofilik fenotipten bağımsız olarak oral kortikosteroide bağlı astımı olan hastalar için kullanılabilir onayı almış bir ilaçtır. Diğer biyolojik ilaçlar gibi akut bronkospazm veya astım atağının rahatlatılması için endike değildir.
Biyoloji ilaçlar kan hastalıkları ve romatizmal hastalıklarda yıllardan beri kullanılmaktadır ve giderek sayıları artmaktadır. Astım hastaları için geliştirilen yeni biyolojik ilaçlar bu güne kadar kullandığımız astım ilaçlarına ek olarak kullanıldığında daha etkin astım kontrolünü sağlayabileceği görülmektedir. Astıma bağlı ölümleri azaltmada veya yaşam kalitesinin yükseltmede bu tür yeni ilaçlar daha fazla umut vermektedir.
Herşeyden önce astımı önlemek için gerekli tedbirler alınması gerekir ama astımı kontrol edilemeyen hastalarda biyolojik ilaçlar fayda-zarar ilişkisine bakılarak kullanılması astımın tedavi edilebilir olacağını göstermektedir.

Sonuç olarak

Astımlı hastaların % 60 ile % 80 ‘ i alerjik astımdır. Bu yüzden alerji testlerinin yapılması ve alerji uzmanları tarafında değerlendirilmesi uygun olur.
Alerjik astımda kullanılan ilaçlar ile astım şikayetleri kontrol altına alınabilir ama alerji aşıları ile astım olmadan önlem alınabilir.
Yeni geliştirilen biyolojik ilaçlar ile astım kontrolün ve tedavisinde daha etkili sonuçlar alınabilmektedir.
Biyolojik ilaçların uygun hastalara nasıl ve hangi dozda kullanılacağı konusunda alerji uzmanlarına daha fazla görevler düşecektir ve gelecekte bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacımız olacaktır.

İlk yorumu siz yapın

Bir Yorum Yazın

Your email address will not be published.


*